TV Dizi Kurtlar Vadisi Pusu İzle 2010 Haber A'dan Z'ye Güncel Haberler | Türkiye Haberleri | Teknoloji Haberleri | Sağlık Haberleri | Son Haberler | Güncel Haberleri Oku


Reklam 1   Reklam 2   Reklam 3   Reklam 8   Reklam 5   Reklam 6   Reklam 7

Böbrek sağlığı için bol bol su tüketin

Mart 11th, 2010 Adan Zye Haber Posted in Sağlık Yaşam No Comments » 2 views

“Böbrekleriniz için bol bol su tüketin”

Düzce Böbrek Hastaları Dayanışma Derneği üyeleri, 11 Mart Dünya Böbrek Günü nedeniyle düzenledikleri yürüyüşte, vatandaşlara bol bol su içmeleri tavsiyesinde bulundu.

Organ bağışı ve böbrek hastalıklarına dikkat çekmek amacıyla düzenlenen yürüyüşe çok sayıda dernek üyesi katıldı. Düzce Şehir Merkezi’nde bulunan Anıt Park Meydanı’nda toplanan Düzce Böbrek Hastaları Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu üyeleri ellerinde taşıdıkları,” Böbrekleriniz için bol su için, Organlarınızın Toprak altında çürümemesi için Organlarınızı bağışlayın” yazılı dövizlerle İstanbul Caddesi üzerinde yürüyüşe geçti.

Dernek Yönetim Kurulu Başkanı Arzu Dolapcıoğlu ve Yönetim Kurulu üyeleri yürüyüş boyunca böbrek rahatsızlıkları tedavi şekilleri ve yapılması gerekenlerin bulunduğu broşür dağıttı.

Cedidiye Mahallesi Düzce Belediye Hizmet Binası önünde toplanan dernek üyeleri adına Yönetim Kurulu Başkanı Arzu Dolapçıoğlu bir basın açıklaması yaptı.

Dolapcıoğlu, kendisinin de bir böbrek hastası oğlu olduğunu ve geçtiğimiz günlerde böbrek nakli yaptırdıklarını hatırlatarak başladığı konuşmasında, Dünya Böbrek Günü’nün her yıl mart ayının ikinci haftasına denk gelen perşembe günü kutlandığını ifade etti.

Arzu Dolapcıoğlu, “Ülkemizde maalesef böbrek hastalıkları konusunda bir farklılık yaratılmamıştır. Biz bu farklılığı acaba yürüyüş yaparak, arkadaşlarla broşür dağıtarak yaratabilir miyiz? diye düşündük. Böyle bir etkinlik düzenledik. İnşallah bundan sonraki yıllarda katılımı daha da arttırarak bu etkinliğimizi devam ettiririz. Dünya Böbrek Günü’nde söylemek istediğimiz en önemli şey, bizim böbrek hastalığıyla ilgili başımız yandı.

Diğer bütün insanların başının yanmamasını diliyoruz. Basit idrar ve kan tahlilleriyle anlaşılabilecek böbrek rahatsızlıkları için doktora başvurarak tedavilerini yaptırmalarını istiyoruz. Özellikle benim çevremde birçok arkadaşımızın böbrek rahatsızlığını grip gibi gelip geçeceğini zannederek tedavisini yaptırmadığını ve daha sonra diyalize bağlanmak suretiyle hayatlarını devam ettirmek zorunda kaldıklarını gördüm. Lütfen böbreklerinizle ilgili bir rahatsızlık yaşıyorsanız tedavinizi mutlaka yaptırın.” şeklinde konuştu.

AddThis Social Bookmark Button

Cinsel İlişkide İsteksizlik Nedir İlgili Nedenleri Nelerdir?

Mart 10th, 2010 Adan Zye Haber Posted in Sağlık Yaşam, Yaşam Haber No Comments » 24 views

Kadında veya erkekte cinsel isteğin olmaması

Cinsel isteksizlik, yeterli cinsel uyarı olmasına rağmen kadının cinsel arzu duymaması durumudur.

Cinsel isteksizlik bir cinsel işlev bozukluğudur ve uygun terapi yöntemleriyle genellikle kısa süreler içinde düzelebilen bir rahatsızlıktır. İlişkilerin en büyük sorunlarından biri olan cinsel isteksizliğin birçok nedeni olabilir. Önemli olan bu nedenleri bulmak ve sorunu çok geç olmadan ortadan kaldırmak.

Cinsellikle ilgili çalışmalarıyla tanınan Masters ve Johnson yaptıkları çalışmalarda 20-50 yaş arasında kadın ve erkeklerin haftada ortalama 2-4 kez ilişkide bulunduklarını, 50 yaştan sonra bu sıklıkta hafif azalma olduğunu ancak hem erkek hem de kadında cinselliğe ilginin ömür boyu devam ettiğini göstermişlerdir. Eşler bu durumlarda anlayışlı ve paylaşımcı olarak cinsel isteksizliğe sebep olan nedeni araştırıp çözümleyebilirler. Ancak bazı durumlarda bunu gerçekleştirmek için profesyonel yardıma ihtiyaç duyabilirler.

ERKEĞİN CİNSEL PERFORMANS ISRARI KADINI SEKSTEN SOĞUTUYUR Çocukluk döneminde yaşanmış travmalar, kötü deneyimler ya da aile tarafından aşılanmış cinsellik karşıtı tutum da cinsel isteksizliğe hatta vajinismusa sebep olmaktadır. Çiftler arasında cinsel ilgi bakımından bir dengesizliğin olması durumunda ortaya çıkabilen, erkek tarafından dayatılan ısrarlı cinsel performans baskısı da kadında azalmış cinsel istekle sonuçlanabilir. Bunların dışında istek azlığı kronik stres, anksiyete ve depresyona bağlı olabilmektedir.

KADINLAR NEDEN CİNSELLİKTEN KAÇAR? Cinsel isteğin olması hem kadında hem de erkekte bazı faktörlere bağlıdır. Bunlar; biyolojik içgüdü, kişinin kendini seksi bulması, yeterli benlik saygısı, çekici bulunan bir partnerin varlığı ve partnerle cinsellik dışındaki alanlarda da iyi ilişkidir. Ayrıca cinsellikle ilgili daha önce olumlu deneyimler yaşamış olmak da çok önemlidir. Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi’nden Psikiyatrist Dr. Hülya Soylu bunun birçok sebebi olduğunu belirtiyor.

İLİŞKİDE UYUM VE ÇEKİCİ BULMA ÖNEMLİ Cinsel isteksizliğin kişiye göre değişen farklı sebepleri vardır; tıbbi, psikolojik ve farmakolojik faktörlerin bir kombinasyonudur. Kadınlarda özellikle evlilikte ya da ilişkide anlaşmazlık varsa cinsel sorunu da beraberinde getirmektedir. Kişi partnerini fiziksel olarak çekici bulmuyorsa ya da duygusal açıdan ilgisi veya sevgisi azalmışsa; ona karşı arzu duymaz ve bu durum da cinsel isteğin kaybolmasına yol açabilir. Uyarılma ve orgazm evresinde erkekten kaynaklanan özellikle erken boşalma gibi nedenler de kadını cinsellikten soğutabilir.

AĞRILI İLİŞKİ ETKİLİYOR Kadınlarda organik sebebe bağlı (östrojen eksikliği, menopoz, hiperprolaktinemi, vajinal enfeksiyon gibi) ağrılı ilişki de kadının eşinden uzaklaşmasına neden olur. Hamilelik ya da cinsel yolla bulaşan hastalık kapma korkusu da diğer bir isteksizlik nedenidir.

ERKEKTE PERFORMANS EN ÖNEMLİ ETKEN Erkeklerde cinsel isteksizliğin nedenleri kadınlardaki sebeplerle aynıdır. Bunların dışında; erkeklerde daha sık olarak gördüğümüz cinsel istek azalmasının nedeni ‘performans anksiyetesi’ olarak da tanımlanan başarısız olma kaygısıdır. Bunun altında yatan sorunsa çoğu kez ereksiyon kusuru ya da erken boşalma problemidir.

ERKEN BOŞALMA VARSA KADIN CİNSEL İSTEĞİNİ BASTIRIYOR Uyarılma ve orgazm evresinde erkekten kaynaklanan (özellikle erken boşalma gibi) nedenlerle sık sık başarısızlık yaşanması kadınlarda olumsuz duygular oluşmasına neden olur ki bu da cinsel isteğin bastırılmasıyla sonuçlanır. Erken boşalma, erkeklerde de performans anksiyetesi olarak tanımlanan başarısız olma kaygısı doğuruyor ve bu da cinsel isteksizliğe neden olabiliyor.

ÇALIŞMA HAYATININ ZORLUĞU ETKİLİYOR Ayrıca, günümüzde gerek kadınlar gerekse erkekler çoğunlukla çalışma hayatındaki zorluklardan dolayı kronik strese ve yorgunluğa yol açan bir yaşam tarzı sürdürmektedir; bu da cinsel isteğin yitirilmesinde önemli bir etken olabilir.

UZUN SÜRE SEKS YAPMAMAK SOĞUTUYOR Ayrıca uzun süreli seksten uzak kalmak da cinsel dürtüyü azaltmaktadır. Cinsel ilişki sırasında ağrıya neden olan ürolojik bir sorun ya da testesteron eksikliği ve hiperprolaktinemi de erkeklerde istek kaybına yol açar.

DEPRESYON LİBİDOYU DA VURUYOR Çağımızın hastalığı depresyonda da libido kaybı en sık görülen bulgulardan biridir; ancak tedavide kullanılan antidepresan ilaçlar da bazı hastalarda isteksizliğe neden olabilir. Ayrıca her iki cinste de birçok ilaç etken olmakla birlikte en sık antiandrojen, antihipertansif ilaçlar, sakinleştiriciler, alkol, amfetamin ve kokain gibi maddeler de nedenlerden bazılarıdır.

SUÇLAYICI OLMAYIN ÇÖZÜM ARAYIN Psikiyatrist Dr. Hülya Soylu’ya göre; “Kişinin cinsel işlev bozukluğunu çözmek için yapacağı ilk şey ‘cinsel sorunu’ olduğunu kabullenmektir. Partnerler karşılıklı olarak konuşabilmeli, yargılayıcı- suçlayıcı olmaktan kaçınmalıdır. Cinsel problem bir kişiye bağlı olabilir ancak iki kişiyi etkiler; bu nedenden dolayı ortak bir sorun olarak ele alınmalıdır. Eğer cinsel isteksizlik ilişkideki anlaşmazlıktan, çatışmalardan kaynaklanıyorsa birlikte çözüm yolları aranmalıdır. Bireysel çabalar sonuç vermiyorsa ve tıbbi bir duruma bağlıysa konunun uzmanına, psikolojik sorunlara bağlıysa bir psikiyatriste ya da cinsel terapiste başvurulmalıdır.”

ÖNCE NEDENİN TESPİTİ SONRA TEDAVİ Tedavi; ayrıntılı ve sağlam bir şekilde nedenlerin anlaşılması üzerine kurulmalıdır. Soylu, “Cinsel isteksizliğin nedenlerini psikolojik, tıbbi, farmakolojik (ilaçlara ya da madde kullanımına bağlı) olarak 3 ana başlıkta toplayacak olursak, tedavisini de nedene yönelik yapmalıyız. Yani isteğin azalmasına ya da ilişki sırasında ağrıya sebep olan herhangi bir hormonal, ürolojik ya da jinekolojik faktör varsa bunların değerlendirilip uygun şekilde uzmanınca tedavi edilmesi gerekir. Hormonal kökenli bir cinsel istek azlığı varsa, eksik hormonu yerine koymakla çoğu kez başarılı bir şekilde tedavi edilmektedir. Psikojenik nedenli cinsel istek bozukluğu varsa, konusunda eğitim görmüş uzmanın yapacağı psikoterapiye çoğu kez olumlu yanıt verir” diyor.

TEDAVİYE BİRLİKTE KATILIN Çiftin tedaviye birlikte katılması son derece önemli. Bununla birlikte çocukluk döneminde hatta sonrasında yaşanmış bir travma, taciz ya da istismar varsa tedavinin sağlıklı ilerleyebilmesi için ilk önce bireysel tedavi uygulanması gerekebilir. İlaç kullanımına bağlı cinsel fonksiyon bozukluğu varsa; bunun bırakılması, dozunun ayarlanması ya da değiştirilmesi gerekmektedir. Alkol ya da madde kullanılıyorsa uzak durulmalıdır. Formsante Dergisi

AddThis Social Bookmark Button

Lodos, en çok migren hastalarını etkiliyor

Mart 9th, 2010 Adan Zye Haber Posted in Sağlık Yaşam No Comments » 4 views

Lodos migreni tetikliyor

İnsanda halsizlik, bitkinlik gibi etkilere yolaçan lodos, en çok migren hastalarını etkiliyor. Lodos rüzgarlarının getirdiği rutubetli hava ağrıların ortaya çıkmasına neden oluyor.

Migren, işteki performanstan, eşler arasındaki ilişkiye kadar hastaların tüm yaşamını etkileyebilen çok ciddi bir hastalık. Migren ataklarını tetikleyen faktörlerin başında uykusuzluk, açlık ve stres geliyor. Atakların başlama nedeni ise kişiden kişiye değişiyor.

Son yıllarda yapılan araştırmalar sıkça gündeme gelen tetikleyici faktörlerin yanı sıra hava değişikliklerinin de hastalar üzerinde etkili olduğunu ortaya çıkarıyor. Lodos bu faktörlerin başında geliyor.

Anadolu Sağlık Merkezi Nöroloji Uzmanı Dr. Oğuzhan Onultan, lodosun migren ataklarını tetiklediğini belirtti. Mevsim değişiklikleriyle birlikte hastaların şikayetlerinin arttığını söyleyen Onultan, yapılan araştırmalar sonucu özellikle biyoritmi bozan lodosun migren ataklarını tetiklediğini vurguladı. Lodoslu havaların migrenli hastaların kabusu haline geldiğini vurgulayan Onultan şu bilgileri verdi:

“Lodos, vücuttaki elektronik dengeyi bozuyor. Hava değişimine adapte olamayan vücutta baş ağrısı ve halsizlik oluşuyor. Bu gibi durumlarda hastalar mümkünse hava şartlarından etkilenmeyecek şekilde tedbir almalı. Etkilenmesi halinde ise eğer ağrı başlamışsa, tanısı kendi kendine koyup tedavi uygulamak yerine tıbbi tedavi yolu seçilmeli, bir hekimden destek alınmalıdır. Migren hastalarının yaklaşık yüzde 90′ı hastalık nedeniyle yaşam kalitesinin azaldığından yakınıyor. Ancak bir çoğu doktora gitmediği için tedavi yollarından haberdar değil.”

Migreni, hava değişiklikleri dışında başka faktörlerin de tetikleyebileceğini belirten Onultan, bu faktörleri şöyle sıraladı: “Migren atakları iç ve dış bir çok faktörden etkilenebilir. Stres, yorgunluk, uyku süresindeki değişiklikler, çikolata, bazı peynirler, kırmızı şarap, turunçgiller, monosodyum glutamat, aspartat ve nitrat içeren yiyecekler bunlar arasında sayılabilir.”

AddThis Social Bookmark Button


http://www.adanzyehaber.com/bu-gun-ku-gazete-manset-leri-baslik-lari-haberturk-hurriyet-milliyet-posta-sabah-zaman/