TV Dizi Kurtlar Vadisi Pusu İzle 2010 Haber A'dan Z'ye Güncel Haberler | Türkiye Haberleri | Teknoloji Haberleri | Sağlık Haberleri | Son Haberler | Güncel Haberleri Oku


Reklam 1   Reklam 2   Reklam 3   Reklam 8   Reklam 5   Reklam 6   Reklam 7

Her müslümanın bilmesi gereken hadisler neler?

Mart 10th, 2010 Adan Zye Haber Posted in Bilgi Deposu, Yaşam Haber No Comments » 2 views

40 HADİS
1

اَلدِّينُ النَّصِيحَةُ قُلْنَا: لِمَنْ )يَا رَسُولَ اللَّهِ ؟( قَالَ: لِلَّهِ وَلِكِتَابِهِ وَلِرَسُولِهِ وَلأئِمَّةِ الْمُسْلِمِينَ وَعَامَّتِهِمْ

(Allah Rasûlü) “Din nasihattır/samimiyettir” buyurdu. “Kime Yâ Rasûlallah?” diye sorduk. O da; “Allah’a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara” diye cevap verdi.

Müslim, İmân, 95.
2

اَلإِسْلاَمُ حُسْنُ الْخُلُقِ

İslâm, güzel ahlâktır.

Kenzü’l-Ummâl, 3/17, HadisNo: 5225.
3

مَنْ لاَ يَرْحَمِ النَّاسَ لاَ يَرْحَمْهُ اللَّهُ

İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.

Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî, Birr, 16.
4

يَسِّرُوا وَلاَ تُعَسِّرُوا وَبَشِّرُوا وَلاَ تُنَفِّرُوا

Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.

Buhârî, İlm, 12; Müslim, Cihâd, 6.
5

إنَّ مِمَّا أدْرَكَ النَّاسُ مِنْ كَلاَمِ النُّبُوَّةِ:

إذَا لَمْ تَسْتَحِ فَاصْنَعْ مَا شِئْتَ

İnsanların Peygamberlerden öğrenegeldikleri sözlerden biri de: “Utanmadıktan sonra dilediğini yap!” sözüdür.

Buhârî, Enbiyâ, 54; Ebu Dâvûd, Edeb, 6.
6

اَلدَّالُّ عَلىَ الْخَيْرِ كَفَاعِلِهِ

Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.

Tirmizî, İlm, 14.
7

لاَ يُلْدَغُ اْلمُؤْمِنُ مِنْ جُحْرٍ مَرَّتَيْنِ

Mümin, bir delikten iki defa sokulmaz.(Mümin, iki defa aynı yanılgıya düşmez)

Buhârî, Edeb, 83; Müslim, Zühd, 63.
8

اِتَّقِ اللَّهَ حَـيْثُمَا كُنْتَ وَأتْبِـعِ السَّـيِّـئَةَ الْحَسَنَةَ تَمْحُهَا

وَخَالِقِ النَّاسَ بِخُلُقٍ حَسَنٍ

Nerede olursan ol Allah’a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran.

Tirmizî, Birr, 55.
9

إنَّ اللَّهَ تَعَالى يُحِبُّ إذَا عَمِلَ أحَدُكُمْ عَمَلاً أنْ يُتْقِنَهُ

Allah, sizden birinizin yaptığı işi, ameli ve görevi sağlam ve iyi yapmasından hoşnut olur.

Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat, 1/275; Beyhakî, fiu’abü’l-Îmân, 4/334.
10

اَلإِيمَانُ بِضْعٌ وَسَبْعُونَ شُعْبَةً أفْضَلُهَا قَوْلُ لاَ إِلهَ إِلاَّاللَّهُ وَأدْنَاهَا إِمَاطَةُ اْلأذَى عَنِ الطَّرِيقِ وَالْحَيَاءُ شُعْبَةٌ مِنَ اْلإِيـمَانِ

İman, yetmiş küsur derecedir. En üstünü “Lâ ilâhe illallah (Allah’tan başka ilah yoktur)” sözüdür, en düşük derecesi de rahatsız edici bir şeyi yoldan kaldırmaktır. Haya da imandandır.

Buhârî, Îmân, 3; Müslim, Îmân, 57, 58.
11

مَنْ رَأَى مِنْكُمْ مُنْكَرًا فَلْيُغَيِّرْهُ بِيَدِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِـعْ فَبِلِسَانِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِـعْ فَبِقَلْبِهِ وَذَلِكَ أضْعَفُ اْلإِيـمَانِ

Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse, kalben karşı koysun. Bu da imanın en zayıf derecesidir.

Müslim, Îmân, 78; Ebû Dâvûd, Salât, 248.
12

عَيْنَانِ لاَ تَمَسُّهُمَا النَّارُ: عَيْنٌ بَـكَتْ مِنْ خَشْيَةِ اللَّهِ وَعَيْنٌ

بَاتَتْ تَحْرُسُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ

İki göz vardır ki, cehennem ateşi onlara dokunmaz: Allah korkusundan ağlayan göz, bir de gecesini Allah yolunda, nöbet tutarak geçiren göz.

Tirmizî, Fedâilü’l-Cihâd, 12.
13

لاَ ضَرَرَ وَلاَ ضِرَارَ

Zarar vermek ve zarara zararla karşılık vermek yoktur.

İbn Mâce, Ahkâm, 17; Muvatta’, Akdıye, 31.
14

لاَ يُؤْمِنُ أحَدُكُمْ حَتَّى يُحِبَّ لأخِيهِ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِهِ

Hiçbiriniz kendisi için istediğini (mü’min) kardeşi için istemedikçe (gerçek) iman etmiş olamaz.

Buhârî, Îmân, 7; Müslim, Îmân, 71.
15

اَلْمُسْلِمُ أخُو الْمُسْلِمِ لاَ يَظْلِمُهُ وَلاَ يُسْلِمُهُ مَنْ كَانَ فِي حَاجَةِ أخِيهِ كَانَ اللَّهُ فِي حَاجَتِهِ وَمَنْ فَرَّجَ عَنْ مُسْلِمٍ كُرْبَةً فَرَّجَ اللَّهُ عَنْهُ بِهَا كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ وَمَنْ سَتَرَ مُسْلِمًا سَتَرَهُ اللَّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ

Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (düşmanına) teslim etmez. Kim, (mümin) kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Kim müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır. Kim bir müslümanı(n kusurunu) örterse, Allah da Kıyamet günü onu(n kusurunu) örter.

Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58.

16

لاَ تَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتَّى تُؤْمِنُوا وَلاَ تُؤْمِنُوا حَتَّى تَحَابُّوا

İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman etmiş olamazsınız.

Müslim, Îmân, 93; Tirmizî, Sıfâtu’l-Kıyâme, 56.
17

اَلْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ النَّاسُ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ

Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.

Tirmizî, Îmân, 12; Nesâî, Îmân, 8.
18

لاَ تَبَاغَضُوا وَلاَ تَحَاسَدُوا وَلاَ تَدَابَرُوا وَكُونُوا عِبَادَ اللَّهِ إخْوَانًا

وَلاَ يَحِلُّ لِمُسْلِمٍ أنْ يَهْجُرَ أخَاهُ فَوْقَ ثَلاَثِةِ اَيَّامٍ

Birbirinize buğuz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; ey Allah’ın kulları, kardeş olun. Bir müslümana, üç günden fazla (din) kardeşi ile dargın durması helal olmaz.

Buhârî, Edeb, 57, 58.
19

إنَّ الصِّدْقَ يَهْدِي إلَى الْبِرِّ وَ إنَّ الْبِرَّ يَهْدِي إلَى الْجَنَّةِ وَإنَّ الرَّجُلَ لَيَصْدُقُ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ صِدِّيقًا وَ إنَّ الْكَذِبَ يَهْدِي إلَى الْفُجُورِ وَ إنَّ الْفُجُورَ يَهْدِي إلَى النَّارِ وَ إنَّ الرَّجُلَ لَيَـكْذِبُ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ كَذَّابًا

Hiç şüphe yok ki doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de cennete götürür. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk (doğru sözlü) diye yazılır. Yalancılık kötüye götürür. Kötülük de cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye Allah katında kezzâb (çok yalancı) diye yazılır.

Buhârî, Edeb, 69; Müslim, Birr, 103, 104.
20

لاَ تُمَارِ أخَاكَ وَلاَ تُمَازِحْهُ وَلاَ تَعِدْهُ مَوْعِدَةً فَتُخْلِفَهُ

(Mümin) kardeşinle münakaşa etme, onun hoşuna gitmeyecek şakalar yapma ve ona yerine getirmeyeceğin bir söz verme.

Tirmizî, Birr, 58.
21

تَبَسُّمُكَ فِي وَجْهِ أخِيكَ لَكَ صَدَقَةٌ وَأمْرُكَ بِالْمَعْرُوفِ وَ نَهْيُكَ عَنِ الْمُنْكَرِ صَدَقَةٌ وَإِرْشَادُكَ الرَّجُلَ فِي أرْضِ الضَّلاَلِ لَكَ صَدَقَةٌ وَإِمَاطَتُكَ الْحَجَرَ وَالشَّوْكَ وَالْعَظْمَ عَنِ الطَّرِيقِ لَكَ صَدَقَةٌ

(Mümin) kardeşine tebessüm etmen sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadır. Yoldan taş, diken, kemik gibi şeyleri kaldırıp atman da senin için sadakadır.

Tirmizî, Birr, 36.
22

إِنَّ اللَّهَ لاَ يَنْظُرُ إِلَى صُوَرِكُمْ وَأمْوَالِكُمْ وَلـكِنْ يَنْظُرُ إِلَى قُلُوبِكُمْ وَأعْمَالِكُمْ

Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar.

Müslim, Birr, 33; ‹bn Mâce, Zühd, 9;

Ahmed b. Hanbel, 2/285, 539.
23

رِضَى الرَّبِّ في رِضَى الْـوَالِدِ وَسَخَطُ الرَّبِّ في سَخَطِ الْـوَالِدِ

Allah’ın rızası, anne ve babanın rızasındadır.

Allah’ın öfkesi de anne babanın öfkesindedir.

Tirmizî, Birr, 3.
24

ثَلاَثُ دَعَوَاتٍ يُسْتَجَابُ لَهُنَّ لاَ شَكَّ فِيهِنَّ:

دَعْوَةُ الْمَظْلُومِ، وَدَعْوَةُ الْمُسَافِرِ ، وَدَعْوَةُ الْوَالِدِ لِوَلَدِهِ

Üç dua vardır ki, bunlar şüphesiz kabul edilir:

Mazlumun duası, yolcunun duası ve babanın evladına duası.

İbn Mâce, Dua, 11.
25

مَا نَحَلَ وَالِدٌ وَلَدًا مِنْ نَحْلٍ أَفْضَلَ مِنْ أدَبٍ حَسَنٍ

Hiçbir baba, çocuğuna, güzel terbiyeden daha üstün bir

hediye veremez.

Tirmizî, Birr, 33.
26

خِيَارُكُمْ خِيَارُكُمْ لِنِسَائِهِمْ

Sizin en hayırlılarınız, hanımlarına karşı en iyi davrananlarınızdır.

Tirmizî, Radâ’, 11; ‹bn Mâce, Nikâh, 50.
27

لَيْس مِنَّا مَنْ لَمْ يَرْحَمْ صَغِيرَنَا وَيُوَقِّرْ كَبِيرَنَا

Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı

göstermeyen bizden değildir.

Tirmizî, Birr, 15; Ebû Dâvûd, Edeb, 66.
28

كَافِلُ الْيَتِيمِ لَهُ أوْ لِغَيْرِهِ أنَا وَ هُوَ كَهَاتَيْنِ فيِ الْجَنَّةِ وَأشَارَ بِالسَّبَّابَةِ وَالْوُسْطَى

Peygamberimiz işaret parmağı ve orta parmağıyla işaret ederek: “Gerek kendisine ve gerekse başkasına ait herhangi bir yetimi görüp gözetmeyi üzerine alan kimse ile ben, cennette işte böyle yanyanayız” buyurmuştur.

Buhârî, Talâk, 25, Edeb, 24; Müslim, Zühd, 42.
29

اِجْتَنِبُوا السَّبْعَ الْمُوبِقَاتِ قَالُوا يَا رَسُولَ للهِ وَمَا هُنَّ قَالَ: اَلشِّرْكُ بِاللَّهِ وَالسِّحْرُ وَ قَتْلُ النَّفْسِ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ إلاَّ بِالْحَقِّ وَأكْلُ الرِّبَا وَأكْلُ مَالِ اْليَتِيمِ وَالتَّوَلِّي يَوْمَ الزَّحْفِ وَقَذْفُ الْمُحْصَنَاتِ الْغَافِلاَتِ الْمُؤْمِنَاتِ

(İnsanı) helâk eden şu yedi şeyden kaçının. Onlar nelerdir ya Resulullah dediler. Bunun üzerine: Allah’a şirk koşmak, sihir, Allah’ın haram kıldığı cana kıymak, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, suçsuz ve namuslu mümin kadınlara iftirada bulunmak buyurdu.

Buhârî, Vasâyâ, 23, Tıbb, 48; Müslim, Îmân, 144.
30

مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلاَ يُؤْذِ جَارَهُ وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيُكْرِمْ ضَيْفَهُ وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيَقُلْ خَيْرًا أوْ لِيَصْمُتْ

Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, komşusuna eziyet etmesin. Allah’a ve ahiret gününe imân eden misafirine ikramda bulunsun. Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, ya hayır söylesin veya sussun.

Buhârî, Edeb, 31, 85; Müslim, Îmân, 74, 75.
31

مَا زَالَ جِبْرِيلُ يُوصِينِي بِالْجَارِ حَتَّى ظَنَنْتُ أنَّهُ سَيُوَرِّثُهُ

Cebrâil bana komşu hakkında o kadar çok tavsiyede bulundu ki;

ben (Allah Teâlâ) komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim.

Buhârî, Edeb, 28; Müslim, Birr, 140, 141.
32

اَلسَّاعِي عَلَى الأرْمَلَةِ وَالْمِسْكِينِ كَالْمُجَاهِدِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ

أوِ الْقَائِمِ اللَّيْلَ الصَّائِمِ النَّهَارَ

Dul ve fakirlere yardım eden kimse, Allah yolunda cihad eden

veya gündüzleri (nafile) oruç tutup, gecelerini (nafile) ibadetle

geçiren kimse gibidir.

Buhârî, Nafakât, 1; Müslim, Zühd, 41;

Tirmizî, Birr, 44; Nesâî, Zekât, 78.
33

كُلُّ ابْنِ آدَمَ خَطَّاءٌ وَخَيْرُ الْخَطَّائِينَ التَّوَّابُونَ

Her insan hata eder.

Hata işleyenlerin en hayırlıları tevbe edenlerdir.

Tirmizî, Kıyâme, 49; İbn Mâce, Zühd, 30.
34

عَجَبًا لأمْرِ الْمُؤْمِنِ إِنَّ أمْرَهُ كُلَّهُ خَيْرٌ وَلَيْس ذَاكَ لأحَدٍ إِلاَّ لِلْمُؤْمِنِ: إِنْ أصَابَتْهُ سَرَّاءُ شَـكَرَ فَـكَانَ خَيْرًا لَهُ وَإِنْ أصَابَتْهُ ضَرَّاءُ صَبَرَ فَـكَانَ خَيْرًا لَهُ

Mü’minin başka hiç kimsede bulunmayan ilginç bir hali vardır; O’nun her işi hayırdır. Eğer bir genişliğe (nimete) kavuşursa şükreder ve bu onun için bir hayır olur. Eğer bir darlığa (musibete) uğrarsa sabreder ve bu da onun için bir hayır olur.

Müslim, Zühd, 64; Dârim”, Rikâk, 61.
35

مَنْ غَشَّـنَا فَلَيْس مِنَّا

Bizi aldatan bizden değildir.

Müslim, Îmân, 164.
36

لاَ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ نَمَّامٌ

Söz taşıyanlar (cezalarını çekmeden ya da affedilmedikçe)

cennete giremezler.

Müslim, Îmân, 168; Tirmizî, Birr, 79.
37

أعْطُوا الأجِيرَ أجْرَهُ قَبْلَ أنْ يَجِفَّ عَرَقُهُ

İşçiye ücretini, (alnının) teri kurumadan veriniz.

İbn Mâce, Ruhûn, 4.
38

مَا مِنْ مُسْلِمٍ يَغْرِسُ غَرْسًا أوْ يَزْرَعُ زَرْعًا فَيَـأكُلُ مِنْهُ

طَيْرٌ أوْ إِنْسَانٌ أوْ بَهِيمَةٌ إِلاَّ كَانَ لَهُ بِهِ صَدَقَةٌ

Bir müslümanın diktiği ağaçtan veya ektiği ekinden insan, hayvan ve kuşların yedikleri şeyler, o müslüman için birer sadakadır.

Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Müsâkât, 7, 10.
39

إِنَّ فِي الْجَسَدِ مُضْغَةً إِذَا صَلَحَتْ صَلَحَ الْجَسَدُ كُلُّهُ

وَإِذَا فَسَدَتْ فَسَدَ الْجَسَدُ كُلُّهُ ألاَ وَهِيَ الْقَلْبُ

İnsanda bir organ vardır. Eğer o sağlıklı ise bütün vücut sağlıklı olur; eğer o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O, kalptir.

Buhârî, Îmân, 39; Müslim, Müsâkât, 107.
40

اِتَّقُوا اللَّهَ رَبَّـكُمْ وَصَلُّوا خَمْسَـكُمْ وَصُومُوا شَهْرَكُمْ وَأدُّوا زَكَاةَ أمْوَالِكُمْ وَأطِيعُوا ذَاأمْرِكُمْ تَدْخُلُوا جَنَّةَ رَبِّـكُمْ

Rabbinize karşı gelmekten sakının, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, mallarınızın zekatını verin, yöneticilerinize itaat edin. (Böylelikle) Rabbinizin cennetine girersiniz.

Tirmizî, Cum’a, 80.

AddThis Social Bookmark Button

Kur’an Yılı 2010 etkinlikleri programında neler olacak | Diyanet

Mart 10th, 2010 Adan Zye Haber Posted in Bilgi Deposu, Yaşam Haber No Comments » 38 views

2010 Kur’an Yılı etkinlikleri

Diyanet İşleri Başkanlığı, Kur’an’ın nüzulünün 1400. yılı anısına 2010′u Kur’an Yılı ilan etti. Başkanlık, yıl bolunca İlahi vahyin daha iyi anlaşılması için yazılı, sözlü ve görsel çalışmalar yürütecek. Kur’an konulu sempozyum, çalıştay, yarışma, radyo ve televizyon programları düzenleyecek.

2010 yılı Kur’an’ın nüzûlünün 1400. yılı ve ve 3 Mart 2010 tarihi Başkanlığın kuruluşunun 86. yıldönümü. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’e (sas) gelen ilk vahyin üzerinden 1400 yıl geçti. 2010 yılı Kur’an’ın nüzûlünün 1400. yılı vesilesiyle bu yıl içinde gerçekleştirilmesi planlanan etkinlikler yapılacak..

Diyanet İşleri Başkanlığı, Türkiye Diyanet Vakfı ile işbirliği içinde, Kur’an’ın nüzûlünün 1400. yılı münasebetiyle, Kuran-ı Kerim’in çağlar üstü evrensel mesajını olabildiğince geniş kitlelere ulaştırmak, onu okuma, anlama ve yorumlama konusundaki çabaları desteklemek, Kur’an-ı Kerim hakkındaki yanlış yargı, izlenim, korku ve abartılar karşısında onun ruhuna uygun, yeni ve ufuk açıcı yaklaşımların öne çıkmasına fırsat vermek, bu doğrultuda geliştirilebilecek çabaların neşv-ü nemâ bulmasına vesile olmak için yurdumuzun her köşesinde, yurt dışındaki vatandaş ve soydaşlarımızın bulunduğu ülkelerde, sempozyumlar, açıkoturumlar, paneller, çalıştaylar, ilmi toplantılar, konferanslar, Kur’an Tilaveti programları, radyo ve televizyon programları, yarışmalar, Kur’an’la ilgili ilmi yayınlar vb. bir dizi etkinlik planlamıştır.

Kuşkusuz bu amaçla gerçekleştirilecek bütün faaliyetler, Diyanet İşleri Başkanlığımızın uhdesine verilen toplumu din konusunda aydınlatma görevi doğrultusunda sunduğu din hizmetlerine ayrı bir ivme kazandıracak ve toplumda sevgi, dayanışma ve birliğe vesile olacaktır.

Kur’an’ın nüzûlünün 1400. yılı vesilesiyle bu yıl içinde gerçekleştirilmesi planlanan etkinlikler:
1.Sempozyumlar: 14-15 Nisan 2010 tarihlerinde Muğla’da, “Hz. Peygamber ve Kur’an”; 16-17 Nisan 2010 tarihlerinde Eskişehir’de, Kur’an ve Evrensel Mesajı ; 28-30 Mayıs tarihlerinde Ankara’da, Kur’an ve Hz. Peygamber; 3-4 Temmuz tarihlerinde Erzurum’da, Kur’an’ın Okunuşu (Tilavet ve Kıraat Çeşitleri, Okuma Biçimi); 02-03 Ekim tarihlerinde Van’da, Kur’an, Hz. Peygamber ve İnsan; 6-7 Kasım 2010 tarihlerinde Kayseri’de, Kuran ve Bilim; 4-5 Aralık 2010 tarihlerinde Adana’da, Kur’an ve Çağdaş Yorumlar; 25-26 Aralık tarihlerinde Amasya’da, Kur’an ve Hat Sanatı konulu sempozyumlar yapılacaktır. Ayrıca, Başkanlığımız Dış ilişkiler Dairesi Başkanlığı ve İSAM’ın işbirliği ile yurt dışında Kur’an konulu bir sempozyum gerçekleştirilecektir.

2.Açıkoturumlar: İl müftülüklerince Kur’an konulu açık oturumlar yapılacaktır. Açıkoturumlarda, Kur’an ve Bilim, Kur’an ve Adalet, Kur’an ve Öteki, Kur’an ve İnsan, Kur’an ve Tarih, Kur’an ve Ahiret, İnanmak ve Yaşamak: Kur’an’ın Değişmez Düsturları, Kur’an’da Geçmiş Ümmetler, Kur’an ve Güzel Ahlâk, Kur’an’ın Temel Hedefleri, Kur’an ve Kadın, Kur’an ve İnsan, Kur’an ve Gündelik Hayat Tasavvuru, Kur’an ve Ahiret Hayatı konuları işlenebilecektir.

3.Paneller: 14-15 Nisan 2010 tarihlerinde Muğla’da, “O’nun Ahlâkı Kur’an’dı” konulu bir panel gerçekleştirilecektir. İl müftülükleri de Kur’an temalı paneller tertipleyecektir.

4.Çalıştaylar: 30 Ekim 2010 tarihinde Ankara’da, Cumhuriyet Dönemi ve Kur’an; 13 Kasım 2010 tarihinde İstanbul’da, Modern Zamanlarda Kur’an konulu çalıştaylar gerçekleştirilecektir.

5.İlmi Toplantılar: Almanya’da, Frankfurt Goethe Üniversitesi İslam Dini Vakıf Profesörlüğü ve DİTİB’in işbirliğiyle “Kur’an” Konulu ilmi toplantı gerçekleştirilecektir.

6.Konferanslar: Bütün il merkezlerinde ve imkânlar ölçüsünde ilçelerde Kur’an merkezli konferanslar yapılacaktır. Konferansçılar için Başkanlığımız tarafından da isim önerisinde bulunulabilecektir. Konferanslarda; Kur’an’ı Yaşamak, Kur’an’ı Anlamak, Kur’an’ın Mesajı, Kur’an ve İnsan, Kur’an ve Müslüman, Kur’an ve Peygamber, Kur’an ve Cahiliye, Kur’an ve Hidayet, Kur’an ve Medeniyet İnşası, Kur’an’da Kur’an, Kur’an’da Geçmiş Ümmetlere İlişkin Bilgiler v.b konular ele alınacaktır.

7.Kur’an Tilaveti Programları: Bu kapsamda, Başkanlığımızca “Kur’an Ziyafeti” programları tertiplenecektir. Bu programlarda, ülkemizin önde gelen Kur’an okuyucuları ile İslam ülkelerinden davet edilecek kâriler kur’an tilavetinde bulunacaklardır. Müftülüklerimiz de imkanlar ölçüsünde bu tür etkinlikleri tertip edeceklerdir.

8.Yurt dışında, “Kur’an Sadâsı” programları: Yurt dışında vatandaş ve soydaşlarımızın bulunduğu ülkelerde, Kur’an’ı güzel tilavet eden okuyucuların katılımıyla “Kur’an Sadâsı” programları geçekleştirilecek, böylece yurt dışındaki vatandaş ve soydaşlarımızın da Kur’an’la buluşmaları sağlanacaktır.

9.Mukabele Günleri: Kur’an Günleri etrafında, ülkemizdeki geleneksel mukabele ortamının canlandırılmasına destek olmak amacıyla, Ramazan ayı dışında da müftülüklerimizce belirlenecek camilerde mukabele günleri tertiplenecektir.

10.Mushaf ve Kur’an Konulu Eser Satış Mekanları: Bu kapsamda başta Ankara ve İstanbul’da olmak üzere, ülkemizdeki çeşitli kitap fuarlarında Kur’an ve Kur’an’la ilgili eserler bölümü oluşturulacaktır. Kitabevlerinde de Kur’an konulu kitapların sergilendiği mekanlar oluşturulacak, Kur’an konulu kitap sergileri düzenlenmesi teşvik edilecektir.

11.Kur’an Kitaplığı: Başkanlığımızca Kur’an temalı, kolay okunabilir bir seri kitap yayınlanacaktır.

12.Kur’an Saati: TRT ve diğer kanallarda yayınlanmak üzere Kur’an Saati programları hazırlanacaktır.

13.Cep Tefsirleri: Kur’an’dan seçilecek bazı ayetlerin özgün yorumlarının yapılacağı bir kitap dizisi hazırlanacak ve imkanlar ölçüsünde Başkanlığımızca halkımıza ücretsiz dağıtılacaktır.

14.Kur’an Kayıtları: Yakın tarihimizde ve günümüzde ülkemizin yetiştirdiği önde gelen hafızların ve kârilerin okuduğu Kur’an-ı Kerim ses kayıtları CD’ ye aktarılacaktır.

15.Ayet Kartelaları: Başkanlığımızca konulu ayet kartelaları hazırlanarak halkımızın istifadesine sunulacaktır.

16.İlmi Dergi Kur’an Özel Sayısı: 2010 yılı Diyanet İlmi Dergi’nin bütün sayıları Kur’an merkezli planlanacak ve yılsonunda “Kur’an Özel Sayısı” olarak kitaplaştırılacaktır.

17. Özel Baskı Kur’an-ı Kerim: Başkanlığımızca, “Kur’an’ın Nüzûlünün 1400. Yılı Anısına”, sanat değeri yüksek, özel baskılar için elverişli bir el yazması Kur’an-ı Kerim’in basımı konusunda çalışma yapılacaktır.

18.Hattatlara Kur’an Yazdırılması: Başkanlığımız yetkilileri ve alanında uzman hattatlar ve hat sanatında uzman kişilerden oluşturulacak bir komisyonun belirleyeceği bazı hattatlarımıza Kur’an-ı Kerim yazdırılacaktır.

19. Yarışmalar: Müftülüklerimiz tarafından, Kur’an’a ilişkin duyarlılığı geliştirmek ve Kur’an yılı vesilesiyle gerçekleştirilecek etkinliklerin daha geniş kitlelere ulaştırılmasına katkı sağlamak amacıyla; bilgi yarışması, yorum ve deneme, şiir, hat, tezhip, minyatür, kısa film, klip (ilahi), slayt tasarımı, belgesel türü yarışmalar düzenlenecektir.

20.Belgeseller: “Mimari Eserlerde Kur’an Mesajları”, “Taşa Vurulan Kur’an Mührü” gibi Kur’an temalı belgesel, albüm, fotoğraf-slayt vb. çalışmalar hazırlanacaktır.

21.Alan Araştırmaları: Başkanlığımızca “Halkın Kur’an Anlayışı”, “Aydınların Kur’an Anlayışı”, Kur’an Eğitiminde İlgili Kurumlar Analizi” vb. konular üzerine alan araştırmaları yaptırılacaktır.

22.Sinevizyonlar: Kur’an Yılı açılış programlarıyla Kutlu Doğum ve Ramazan ayında değerlendirmek üzere Kur’an konulu sinevizyonlar hazırlanacak ve müftülüklerimize gönderilecektir.

23.Kuran-ı Kerim Dağıtımı: Başkanlığımızca başta Kutlu Doğum Haftası, Ramazan ayı ve Camiler ve Din görevlileri Haftasında olmak üzere halkımıza ücretsiz Kuran-ı Kerim dağıtımı yapılacaktır.

24.Radyo ve Tv. Reklamları: Ulusal ve yerel Radyo ve Tv’lerde yayınlanmak üzere, Kur’an konulu reklam filmleri hazırlanacak ve müftülüklerimize gönderilecektir. Müftülüklerimiz, mahalli radyo ve Tv’ler ile işbirliği yaparak, söz konusu reklamların yayınlanması konusunda çalışma yapacaklardır.

25.Afişlerle Kur’an Mesajları: Başkanlığımızca, Kur’an’dan mesajların yer aldığı, bilboardlar ve afişler hazırlattırılacaktır. Müftülüklerimiz, yerel yönetimlerle işbirliği yaparak söz konusu çalışmaların il ve ilçelerde uygun yerlere asılması konusunda çalışma yapacaklardır. Bu amaçla hazırlanan materyaller Başkanlığımızca müftülüklere gönderilecektir.

26.Hutbe ve Vaazlar: Genel olarak yıl içerisinde, Ramazan ayı boyunca da ağırlıklı olarak vaaz ve hutbeler Kur’an temalı planlanacaktır.

27.Kur’an Araştırmaları Merkezi: Bu yıl vesilesiyle, Başkanlık hizmetlerine de büyük katkı sağlayacağı düşüncesiyle, bir Kur’an Araştırmaları Merkezi’nin kurulması yönünde çalışma başlatılacaktır.

AddThis Social Bookmark Button

Mason nedir, Masonluk ne demektir, Yeni Dünya Düzeni Nedir?

Şubat 28th, 2010 Adan Zye Haber Posted in Bilgi Deposu No Comments » 82 views

Masonluk Nedir?

Mason” Ortaçağ’da duvarcı ustalarına (işçi) verilen isimdir. Masonluk, tarih boyunca dünyanın hemen her köşesinde etkili olmuş, temelleri gizlilik üzerine oturtulmuş bir teşkilattır. Resmi olarak 18. yüzyılın başlarında kurulmuşsa da, fiilen yüzlerce senedir varlığını sürdürmektedir.

Masonluk batı avrupa’da ortaya çıkmış, 1717 yılında yayınlanan anderson anyasası ile bugünkü şeklini almıştır. “Masonluk bir takım özel işaretleri, amblemleri olan, localar halinde teşkilatlanmış, uluslar arası bir kuruluştur. Mason olmayanlara “harici” denir. Çalışmalara yabancılar katılamaz.”

Geleneksel dünya düzenli Masonluğu Büyük Locaları, Çırak, Kalfa ve Üstat olmak üzere Masonluğun üç remzi derecesinde çalışırlar. Üstat derecesi, Masonluğun en üst derecesi olarak kabul görür ve Localar da Üstat derecesinin üzerinde herhangi bir derece ne konuşulur ne de bulunur.

Masonluktaki dereceleri ve anlamları nedir
01. Derece: Çırak
02. Derece: Kalfa
03. Derece: Usta
04. Derece: Ketum Üstat
05. Derece: Mükemmel Üstat
06. Derece: Sır Kâtibi
07. Derece: Nazır
08. Derece: Bina Emiri
09. Derece: Dokuzlar’ın Seçilmiş Üstadı
10. Derece: Onbeşler’in Seçilmiş Üstadı
11. Derece: Yüce Seçilmiş Şovalye
12. Derece: Üstat Mimar
13. Derece: Solomon Krallığı’nın Şovalyesi
14. Derece: Yüce Üstat (Kutsal Kubbe Büyük Seçilmişi)
15. Derece: Doğu Şovalyesi (Kılıç Şovalyesi)
16. Derece: Kudüs Prensi
17. Derece: Doğu ve Batı Şovalyesi
18. Derece: Salipverdi Şovalyesi (Güllü Haç Şovalyesi)
19. Derece: Büyük Pontif (Yüce İskoçyalı)
20. Derece: Düzenli Locaların Büyük Saygıdeğer Üstadı
21. Derece: Prusya Şovalyesi
22. Derece: Lübnan Prensi (Kral Baltası)
23. Derece: Sır Sandığı Başkanı
24. Derece: Sır Sandığı Prensi
25. Derece: Tunç Yılan Şovalyesi
26. Derece: İskoçyalı Papaz (İnayet Prensi)
27. Derece: Kudüs Tapınağı’nın Hakim Amiri
28. Derece: Güneş Şovalyesi
29. Derece: Saint Ande Büyük İskoçyalısı
30. Derece: Seçilmiş Büyük Kadoş Şövalyesi
31. Derece: Büyük Müfettiş Kumandan
32. Derece: Kutsal Sır Yüce Prensi
33. Derece: Üstad-ı Muhterem

Yahudiler Tapınak Şövalyelerinin içlerine sızıp kutsal kitapları İncil’den ve Hıristiyanlık kurallarından uzaklaştırıp Talmut etrafında Yahudi kuralarına göre teşkilatlandırır. “Masonlar aralarına herkesi almazlar. Zenginler, yükselme ihtimali olan bürokratlar, polis ve askerlerin üst kademelerinde bulunanlar, herkesce tanınmış sanatçılar tercih edilen kişilerdir.”

Tapınak şövalyeleri Engizisyondan sonra isimlerini Gül Haç örgütü olarak değiştirip yer altına çekildikten sonra daha ölümcül ve gizli kollara ayrılıp CFR (Council on Foreign Relations - Dış İlişkiler Konseyi), İlluminati, Trilateral Komisyon, Kuru Kafa ve Kemikler, Moon Tarikatı, Bildergerg, B’nai B’rith Teşkilatı, Skulls and Bones Society, Evangelist, gibi örgütleri kurdular…

Masonların kökleri Tapınak Şövalyelerine dayanır Tapınak Şövalyeleri Hıristiyan haçı adaylarını haçlı seferlerinden dolayı Hıristiyanlarla arası bozulan Müslümanlar ve Anadolu’daki biz Türklerden korumak için birkaç Fransız asilzadesi ve onların arkadaşları olan toplam 8 kişilik bir birlikti. Fransa Kralı Tapınakçılara Hz. Süleyman’ın efsanevi tapınağını inşa ettiği, bugün El Aksa Camii’nin yanındaki Kraliyet Sarayı’na yerleştirir. Böylece, kuruluş adı Sülemyan Mabedi’nin Fakir Askerleri olan asker-papazlardan oluşan tarihe Tampliye yani Mabet Şövalyeleri olarak geçer.

Papa 3. Innocentius, Tarikat’a, vergi muafiyeti, yargı dokunulmazlığı ve imtiyazlar veren bir emir yayınlar. Tampliye Şövalyeleri bütün krallardan ve Kilise hiyerarşisinden bağımsız, sadece Papa’ya bağlı bir tarikat haline gelir. Hatta zamanla tarikatın Büyük Üstadı, Papa’yı bile ciddiye almayan devletler ve dinler üstü bir güç haline gelir. Dinsizlerle,Müslümanlara, Kral’a ve Papa’ya danışmak bile ihtiyacı duymadan diplomatik ve ticari ilişkiler kurar. Çelik örgülü zırhlarının üzerine, göğsünde kırmızı bir haç bulunan beyaz elbiseler giyen 15 bin asker-papaz ağır ağır bütün Avrupa ve Ortadoğu’ya yayılır.

Avrupa’da 9 bin Tampliye Şatosu inşa edilir.Hacıları koruyan, onlara bankacılık hizmeti veren, paralarını transfer eden, kredi açan, faiz alan şövalyeler dönemlerinde kralları hatta Vatikan’ı bile kıskandıracak bir ekonomik güce ulaşırlar. Para gücü + silah gücü + iman gücü karşısında iki düşman, Fransa Kralı ile Papa işbirliğine gider. Papa son Büyük Üstadın ruhani gücünün gölgelediğinden şikayetçidir. Fransa Kralı ise Tarikat’a o kadar çok borçlanmıştır ki, alacaklısını ortadan kaldırıp, mal varlığına el koymaya karar vermiştir. 13 Ocak 1307 sabahı Kral’ın askerleri aynı anda, Fransa’daki her şatoyu basar, binlerce şövalye tutuklanır.

Papa da bir fetva ile bu operasyonu kutsar. Şövalyeler, Engizisyon mahkemelerinde, çarmıha tükürmekten,sübyancılığa,eşcinselliğe kadar bir sürü inanılmaz suçtan yargılanır.3 yıl hücrede yatıp işkence gören Büyük Üstat ve yardımcıları halkın önünde aman dilemek için Paris’in Notre-Dame Katedrali’nin önünde zincirlere vurulur, ama son anda cayarlar. Asıl suçlu Kral ve Papa derler.Böyle olunca, Kral ve Papa, 54 Tapınak Şövalyesi büyüğünü,daha önce Yahudilerin katledildiği, Yahudi Adası denilen yerde ateşe atarak yakarlar.

Son Büyük Üstadın, ihtiyar bedenini alevler sararken, Papa Clemens, Şövalye Guillaume,Kral Philip’pe, en geç bir yıl içinde üçünüzü de Tanrı’nın mahkemesinde yargılanmak üzere bekliyorum. Lanet! Lanet! Lanet! Soyunuzun 13. kuşağına kadar sizi lanetliyorum’ diye bağırır. Gerçekten de bir ay sonra Papa, yedi ay sonra Fransa Kralı ölür. Baş Engizitör sokakta öldürülür. Engizisyon mahkemesinde de Tapınakçı üstadı aleyhine şahitlik eden iki kişi de asılır. Korku, kralın hayatını ölene kadar zehir eder, ve Tampliye Tarikatı tarihten silindi zannedilirken, günümüze kadar süren bir efsaneye dönüşür.

Tapınakçıların sapkın öğretisi, masonluk tarafından korunmaktadır. Tapınak Şövalyeleri’nin tapındığı Bafomet isimli put, üstte masonik sembollerle bezenmiş olarak tasvir edilmiştir. Tapınak Şövalyeleri Papa dan bile daha saygın sözü geçen bir alt kültür haline geldikten sonra kaleler ve katedraller inşaat etmeye başlamış ve bu inşaat işlerin de çalışan Yahudi duvarcı ustalarının başlattığı örgütlenme çalışmaları Masonluktur.

Mason Ortaçağ da duvarcı ustalarına verilen addır. Yahudiler Tapınak Şövalyelerinin içlerine sızıp kutsal kitapları İncil’den ve Hıristiyanlık kurallarından uzaklaştırıp Talmut etrafında Yahudi kuralarına göre teşkilatlandırır. Tapınak şövalyeleri Engizisyondan sonra isimlerini Gül Haç örgütü olarak değiştirip yer altına çekildikten sonra daha ölümcül ve gizli kollara ayrılıp CFR (Council on Foreign Relations-Dış İlişkiler Konseyi), İlluminati, Trilateral Komisyon, Kuru Kafa ve Kemikler, Moon Tarikatı, Bildergerg, B’nai B’rith Teşkilatı, Skulls and Bones Society, gibi örgütleri kurdular…

Masonların kuracakları yeni dünya düzeninde Amerika sadece bir araçtır. Masonlar 1. ve 2. dünya savaşlarından sonra güç kaybeden İngiltere’den merkezlerini Amerika’ya taşımışlardır.Zaten Amerika’nın kurulması için Masonlar inanılmaz bir gayret ile çalıştılar.George Washington,Benjamin Franklin,Thomas Jefferson bunların hepsi yüksek dereceli Masonlardır.Masonluk Amerikan toplumu için bir olgu değil toplumun dokusudur.

Bush’un iktidara geldiği 8 Kasım 2000 seçimleri ile başlayan 11 Eylül faciası ile ivme kazanan, Irak ve Afganistan savaşları ile kanlanan yeni süreçte Neo-con zırhına bürünmüş Yahudi-Evangelist aslen Tapınak Şövalyesi ruhunun asıl hedefinin İsrail merkezli 13. yüzyıldaki Kudüs Krallığı olduğu anlaşılıyor. Haçlı seferleri içerisinde tek başarılı olan seferi onlar yapmıştı. Ağzı sürçen Bush, Haçlı Seferi başlattıklarını ifade ederken günümüz Tapınak Şövalyelerine güvendiğine açık ve net bir örnektir.

Tapınak Şövalyelerinin devamı olan Gül haç Örgütü Avrupa Birliği ülkelerde özellikle Fransa da etkilidir.Avrupa Birliği Gnostik-Masonik Hıristiyan bitliğidir. Şimdi Avrupa Birliğinin mimarı olan Robert Schuman’dan başlayarak Fransa’nın unutulmaz başkanı Mitterand Sosyalist Parti’nin sembolünü bile gül olarak değiştirmiştir. Tapınak Şövalyelerinin iki merkezinden biri olan Jarnac’ta doğmuştur gizli öğreticiler tarafından eğitilip politikaya da Mason üstat Alain Ponler tarafından dahil edildi. Bu örgüt tam bir Gnostik, Masonik kuruluştur. Bunlar İsa’nın Tanrı’nın oğlu olduğuna inanmazlar. İsa’nın eski fahişe Mecdelli Meryem ile evlendiğini ve Sarah adli bir kızı olduğunu ve bu kızın Fransa’da Aytun diye bilinen bölgede büyütüldüğünü öne sürerler.

Ayrıca Avrupa Birliği’nin sembolik bir kralı olması gerektiğini, bu krallığın da kendi hakları olduğunu vaaz ederler. Halen Avrupa siyasetindeki en güçlü uç gizli örgütten biri budur. Benzer şekilde günümüzde Avrupa Birliği Anayasası’nı hazırlayan konvansiyonun başı olan Giscard Estaing de Gül ve Hac Şövalyesi ve Üstat Mason’dur. Bugünkü Devlet Başkanı Jacques Chirac da masondur ve Fransa Büyük Doğu Mason Locası’nın 275. kuruluş yıldönümünde bu locanın üyelerine AB’n in gizli hedefleriyle ilgili çok önemli bir konuşma yapmıştır. Günümüzde Fransa’da basın ve yayın alanında en etkili olanlar masonlardır. Le Monde, Figaro, TV5 ve diğer yayın kuruluşları masonların denetimindedir.

Masonlar ülkemizde yaşayan Sabataycılar, İlluminati, Evangelist bunların hepsi Merkezi Kudüs’te bulunan ve başından 70 hahamın bulunduğu Siyonizm Tapınağı Tarikatı için çalışmaktadır. Bu Siyonizm düşüncesinin temeli,sınırları Şuveyş kanalından Basra’ya oradan Anadolu toprakları Kapadokya’ya kadar olan bölgede merkezi Kudüs’te bulunan Siyon Tepeleri üzerine kurulmuş bir kaleden dünyayı yönetmektir.Siyonizm’im fikir babası olan Theoder Herzl kuracakları İsrail devleti için Osmanlı İmparatoru Sultan 2. Abdülhamit’ten Osmanlı’nın bütün borçları silinmesi karşılığın da Kudüs’ü istemiş ret cevabını alınca İngiliz kışkırtmaları ile zaten kan kaybetmiş olan Osmanlıda başta Araplar olmak üzere azınlık isyanları çıkarıp 600 yıllık dev imparatorlukta çöküşü tetiklediler.

Osmanlı topraklarında ki ilk Mason Locaları 1738 yılında İstanbul, İzmir, Halep açılmıştı ama meşrutiyetin ilanından sonra ilk resmi Mason locası 1909 yılında resmen İstanbul’da açıldı.Masonlar Osmanlı’ya sızmaya başlamış ve kilit noktalarda ki yönetim kadrolarında yerlerini almıştılar. Cumhuriyetin ilanından sonra ileriye gören Mustafa Kemal Atatürk Mason Localarını 10 Ağustos 1935 de kapatmıştır. Mustafa Kemal Atatürk Mahmut Esad Bozkurt’a Mason Localarının kapatılmasıyla ilgili bir taslak hazırlamasını ve meclise getirmesini ister ve bunu haber alan Masonlar Meclise gelerek topluca Mustafa Kemal Atatürk’ün yanına giderler.http://thebiggestsecretpict.online.fr/nwo/masons_structure.jpg

Der ki Mason üstadı “Efendimiz biz zaten devletin içindeyiz ve devletle birlikteyiz siz ki bizim en büyük üstadımız olursanız sizin etrafınızda pervane oluruz.” Atatürk’ten de “Siz Avrupa da hangi Locaya bağlısınız tabi olduğunuz isim nedir” der ve Mason sözcüsü “Biz Cenova’ya tabiiyiz ve reisimizde Barco Mison cenabıdır” der Bundan sonra Mustafa Kemal Atatürk “ Defolun gidin cehennem olun Yahudi uşakları bu gece sabaha kadar bütün localarınız kapatmazsanız sizi Divan-i Harbe verir astırırım” der Mustafa Kemal Atatürk’e Mason, Sabataycı diyenlere bir cevaptır, birde dinsiz Hıristiyan diyenler var. 1840’lar da faaliyete geçen Misyoner okullarından olan Bursa Kolejinde iki kız öğrencinin Hıristiyan yapılmasından sonra Atatürk bu okulu da kapatmıştır.

Bu Localar piramit şeklindedir en alttaki Loca Türk Yükseltme Cemiyeti resmi adı Hür Ve Kabul Edilmiş Büyük Mason Locası’dır bu Locada çoğunlukta Anadolu da ki Lions ve Rotary üyelerinden oluşur 155 Locası vardır ve 15.000 yakın üyesi bulunur. Bir üst Loca ise Türk ve Türkiye adlarını kaldırma gereği duymuştur. Büyük Mason Mafilliğidir.1991 de adını Özgür Masonlar Locası olarak değiştirmiştir.Bir üst kurul olan Türkiye Mason Derneğinden tam aforoz edilmeyen egeradan kovulan üyelerden oluşur. Türkiye Yüksek Konseyi yani Türkiye Mason Derneğidir bu locadakiler üst düzey masonlardır isimleri sır gibi saklanır 35 Locası ve 3000 üyesi bulunur.

Masonlara karşı hiçbir yargılama yapılamaz kanunları onlar hazırlamakta ak ve kara parayı onlar kontrol etmekte polisi, istihbaratı, kültürü onlar yönlendirmekte. Siyonizm Tapınağı Tarikatının yüzlerce yıldır senaryosunu yazdığı ve yönettiği Yeni Dünya Düzeni sonuçlanmakta ikinci dünya savaşında İngiltere’nin hazırladığı “Asya Çemberi” projesi Mustafa Kemal Atatürk ve Türk Milletinin Kurtuluş Savaşı mücadelesi ile çember kırılmış başarısızlıkla sonuçlanmıştır .Şimdiki Amerika’nın uygulamaya çalıştığı “Büyük Ortadoğu Projesi” de aynı projedir.İblislerden oluşan ve şeytana tapan sapık topluluğun amacı tek din tek dil tek bayrak esasına dayalı sınırların kaldırıldığı tek düzeyli dünya krallığına sahip olmak..

Sembolizm, Masonlar için çok büyük önem taşır. Semboller kanalıyla açıkça ifade edilmesi mümkün olmayan pek çok mesaj, gizli bir şekilde anlatılır. Bu bir bakıma, yasadışı örgüt mensuplarının kendi aralarında haberleşmek için geliştirdikleri şifre sistemine benzer. Mason olmayanların farkına dahi varmadığı bir simge, Masonlar için değişik anlamlar taşır. Bu yazıda kendi yorumlarımızın dışında masonların kendi bünyelerinde yayınladıkları süreli yayınlardan alıntılar yapmaya özen gösterdik. Çünkü masonların gizledikleri esrarengiz dünyanın sırlarını kendi yayınlarındaki satır aralarından yakalamak mümkün…

Sembollerin önemi, bir başka kaynakta Masonlar tarafından şöyle dile getirilir: “Günümüzde milyonlarca insanı aynı çatı altında, ayni ülkü uğruna toplayan Masonluk sembolsüz olamaz. Eğer Masonlukta semboller ortadan kalkarsa, üç asırdır ayakta duran bu yüce kuruluşun çökmesi işten bile değildir.” (Semboller, Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Türkiye Büyük Locası, 2001, http://www.mason.org.tr/sembol.html. )

Masonların önem verdikleri sembollerden biri de, Eski Mısır mimarisinin önemli unsurlarından biri olan “obelisk”tir. Üzerlerinde Eski Mısır’ın hiyeroglif yazıları kazınmış olan obeliskler, asırlar boyu toprak altında gizli kaldıktan sonra 19. yüzyılda gün ışığına çıkarılmış ve daha sonra da New York, Londra ve Paris gibi Batılı kentlere taşınmışlardır. Bunlardan biriside Sultanahmet meydanında bulunan “dikilitaş”tır. Obelisklerin en büyüğünün gönderildiği ülke ise ABD’dir ve bu işi masonlar organize etmişlerdir. Çünkü obeliskler ve üzerlerinde taşıdıkları Eski Mısır Figürleri, masonlarca kendi sembolleri olarak kabul edilmektedir

Sultanahmet meydanı, New york central park
Göz ve piramit: Masonların en ünlü sembolleri arasında yer alan üçgen içinde göz ve piramit, Eski Mısır’dan alınmadır. ABD Büyük Mührü’nde yer alan piramit, Firavun Keops adına yapılan büyük piramittir.http://thebiggestsecretpict.online.fr/nwo/pyramid+mason.gif

Altı Köşeli Yıldız: Masonluğun en ünlü sembollerinden biride altı köşeli yıldız’dır. Yahudilerin de geleneksel sembolü olan bu figür, İsrail Devleti’nin bayrağında da yer almaktadır. Mührün ilk kez Hz. Süleyman tarafından kullanıldığı kabul edilir. Dolayısıyla da bir “peygamber mührü” olan altı köşeli yıldız, Rahmani bir semboldür. Oysa masonlar onu Eski Mısır’daki Pagan inanışına göre yorumlayarak kullanırlar.

Mason“: The word “Mason” is found by drawing a hexagram. Piramidi düzlem alıp bir hexegram, yani Davud Yıldızı çizdiğinizde üçgenin kenarlarının işaret ettiği yazılar, M-A-S-O-N harflerini oluşturuyor.

Gönye / Pergel: Mason sembolleri içinde en çok bilineni ise iç içe geçmiş bir gönye ve pergelden oluşan kompozisyondur.

Kaynak: İnternetten Derlenmiştir

AddThis Social Bookmark Button


http://www.adanzyehaber.com/bu-gun-ku-gazete-manset-leri-baslik-lari-haberturk-hurriyet-milliyet-posta-sabah-zaman/